"Fosil kayıtlarındaki boşluk evrimi yalanlar" cümlesinden sıkılanlar için

    

     Ara Form?


  

    Öncelikle, hiçbir bilim eğitimi almamış olan evrim karşıtları tarafından kasti olarak, evrim hakkında bilgisi olmayan insanların kafasını karıştırmak için uydurduğu bu 'ara form' ya da 'kayıp halka' gibi değişik kelimelerle ifade edilen kavram kargaşasından kurtulalım. Biyoloji biliminde 'ara form' diye bir kavram aslında yoktur. Bugün yaşayan ve modern canlılar dediğimiz canlıların, birkaç istisna dışında neredeyse hiçbiri bundan 65 milyon yıl önce dünyada yoktu. Bugün yaşayan canlıların bir çoğu modern canlılar olarak sınıflandırılır. Ayrıca bugün yaşayan hiçbir canlı türü, yine bugün yaşayan başka bir canlı türünden evrimleşmemiştir. Kendilerinden milyonlarca yıl önce yaşamış olan başka bir canlıdan, yani ortak atalarından evrim geçirerek bugünkü hallerini almışlardır.

 

   Şunu diyebiliriz: Sudan karaya geçiş formu, ya da sürüngenden memeliye geçiş formu...vs. Dolayısıyla bu tanıma göre aslında tüm hayvanlar birer ara form örneğidir, çünkü her biri kendisinden önce soyu tükenmiş olan başka bir türden köken almıştır. Bu, uzun bir evrim süreci ve doğal seçilim başta olmak üzere çeşitli evrim mekanizmaları yoluyla kademeli olarak kazanılan özelliklerin kuşaklar boyunca birikmesiyle gerçekleşir. O halde bugün yaşayan bir kertenkele, bugün yaşayan bir balıktan evrimelşmemiştir. Buna biz insanlar da dahiliz; ancak bu yazıda insanın evrimi konusuna girmeyeceğiz. Ama şunu da belirtmeden geçmemek gerekir ki, evrim teorisi asla “İnsan maymundan gelir, maymundan evrimleşmiştir” dememiştir, demeyecektir, bu cümleyi hiçbir bilim insanı söylemez. Maymunlar ve insan, kuyruksuz maymun benzeri bir ortak atadan evrimleşmiştir. Genetik uzmanları ve fosil kanıtlarına göre, şempanzelerle en yakın ortak atamız olan Hominini bundan7-10 milyon yıl önce yaşamıştır; bundan yaklaşık 5,4-6,3 milyon yıl önce de şempanze cinsi (Pan) ile bizim cinsimiz (Homo) birbirinden ayrılmıştır.


  Bu konuyla ilgili daha fazla bilgi almak isteyenlere şu yazıları okuyabilir:

 

   Evrim devam etmektedir, bunu bizim şu anda yaşayan canlılarda gözlemleyemiyor oluşumuzun tek sebebi, evrimin bu canlılarda yavaş işlemesidir. Ama günler içinde evrimini gözlemlediğimiz canlılar da vardır. Örneğin antibiyotiklere direnç gösteren bakteriler, HIV virüsü, sıtma virüsü, zehirlere direnç geliştiren sıçanlar, Drosophila sinekleri, naylon yiyen bakteriler gibi...ve liste uzar gider. Bu canlıların evrimleriyle ilgili yazıları sitede bulabilirsiniz. (Arama çubuğuna merak ettiğiniz konuyu yazmanız yeterli) Ayrıca gözlerimizin önünde gerçekleşen evrimle ilgili yapılan Lenski deneyini okumak için tıklayın.

 

   Dikkat ederseniz, canlının yaşam döngüsü kısaldıkça, evrim süreci hızlanmaktadır. Bir bakterinin ömrüyle bir filin ömrü aynı olmadığına göre, bakteride bu sürecin laboratuvar ortamında bile günler içinde gözlenebilir oluşu çok normaldir. Bundan 60 milyon yıl sonrasını şimdiden görme şansımız da olmadığına göre, tek yapabileceğimiz geçmişe, yani elimizdeki yüz milyonlarca yıl eskiye dayanan bilimsel kanıtlara, özellikle fosillere bakmaktır. Dolayısıyla yaradılışçıların ve evrim karşıtlarının öne sürdüğü timsah kafalı at, inek vücutlu tilki, yılan derili fil gibi canlıların fosillerinin bulunmamış olması gayet doğaldır. Bulunması halinde zaten teori yepyeni bir hale gelecektir. Ama henüz ne öyle bir bulgu, ne de buna dair bir işaret vardır. Bize komik ve saçma gelse de, onlar bu bilimsellikten uzak, hiçbir kanıtı ve dayanağı olmayan argümanlarını sürdürmeye devam ediyorlar ve doğrusunu öğrenmeye de niyetleri yok gibi. Çünkü öğrenirlerse kabul etmek zorunda kalacaklar ve bu da bilimle hiçbir ilgisi bulunmayan kişisel inançlarına ters düşüyor. İstediğiniz kadar anlatın; sudan karaya geçişe, karadan tekrar suya dönüşe, sürüngenden kuşa, amfibiden sürüngene, sürüngenden memeliye geçişe dair binlerce canlı türü de saysanız, hepsine bir kılıf uydurup kabul etmemekte, hep daha da absürt, daha da fantastik buldukları bir kanıt daha istemekte ısrar etmektedirler. Yeri gelmişken konuyla ilgili şu videoyu izlemenizi tavsiye ederim. Yine de bilmeyenler ve öğrenmek isteyenler için, az önce saydığım hayvanlara dairörnekleri aşağıda bulabilirsiniz. “Ara form” ya da yaradılışçıların kullanmayı çok sevdiği tabirle "kayıp halka" örneklerine ilişkin öyle çok fosil var ki burada hepsini paylaşmam mümkün değil; ama incelemek isteyenler için yazının sonuna onların da bir listesini ekledim.

 

   Konuya, Richard Dawkins'in Yeryüzündeki En Büyük Gösteri isimli kitabından bir alıntıyla başlamak iyi olabilir: 

 

   "Yaradılışçılar, fosil kayıtlarını pek severler, çünkü birbirlerine sürekli "fosil kayıtlarında birsürü boşluk var" mantrasını tekrar tekrar söylemeleri öğütlenmiştir. "Bana ara formları göster!" derler. Bu "boşlukların" evrimciler için utanç kaynağı olduğunu çok ama çok büyük bir keyifle hayal ederler. Bırakın elimizde halihazırda inanılmaz sayıda bulunan ve evrimsel tarihi belgeleyen (üstelik aralarında harikulade ara formların bulunduğu) fosilleri, aslına bakılırsa, herhangi bir fosili bulabildiğimiz için bile şanslıyız. ...Kazabileceğimiz zengin fosil madenlerine sahip olmamız tam anlamıyla bir ikramiye ve her geçen gün daha da fazla fosil keşfediliyor...Fakat elbette herşeye rağmen boşluklar var ve yaradılışçılar o boşluklara hastalıklı bir sevgi duyuyor...Fosil kayıtlarında neden bir maybağa yok? Eh, çünkü elbette maymunlar kurbağalardan gelmiyor. Aklı başında hiçbir evrimci şimdiye kadar böyle birşeyi veya tavukların timsahtan geldiğini söylemedi. Maymunlar ve kurbağaların, hiçbirine benzemeyen bir ortak atası  var. Milyonlarca tür hayvanın her biri diğeriyle ortak bir ataya sahip. Eğer evrimi kavrayışınız bir maybağa  ya da timsavuk  görmemiz gerektiğini düşünecek kadar çarpıksa, köpekomatezlerin ve filpanzelerin olmamasını da çılgıncasına ironik buluyor olmalısınız....günümüzdeki hiçbir tür diğer bir çağdaş türden türemedi (yakın zamandaki türleşmeleri saymazsak).

 

 

                                                                                                                                                                                              

  • Archaeopteryx :


   148-150 milyon yıl önce yaşamış ve Darwin'in "Türlerin Kökeni"nin yayınlanmasından 2 yıl sonra bulunmuş olan (1861), dinozorlarla kuşlar arasında yer alan bir canlı türüdür. Türe ait toplam 11 tane fosil bulunmuştur. Küçük theropod dinozorlarla, kuşlarla olduğundan daha fazla ortak özelliği olmasına rağmen evrim karşıtları tarafından ısrarla nesli tükenmiş bir kuş olarak algılanmaktadır. Dinozorlara benzer keskin dişleri, 3 tırnaklı pençeleri, uzun kemikli bir kuyruğu, öldürücü pençe adı da verilen ikinci ayak parmağı ve birçok başka iskeletsel benzerlikleri vardır. Ama bunun yanında uçuş tüyleri de vardır, bu nedenle kuş ile dinozor arası bir canlıdır.



 

  

Archaeopteryx                                                   Resim: solda Archaeopteryx kuyruğu; sağda modern bir kuş kuyruğu görülmektedir.

                                                                         

 


 

 

            

 Archaeopteryx, fosilden canlandırma              Bulunan ilk Archaeopteryx tüyü



     Nature 'ın 2010 Mayıs ayı sayısında yayınlanan makalede, Archaeopteryx'in fosilleşmiş kanatlarında, bazı kimyasal maddelerin izlerinin bulunduğu bildirildi. Uzmanlar bu maddelerin varlığının, dinozorlarla kuşlar arasındaki evrimsel bağa yeni bir kanıt oluşturduğu kanısında. Amerikan Bilimler Akademisi (PNAS) dergisinde yayımlanan araştırma, Amerikalı ve İngiliz paleontologların, 19. yüzyılda ortaya çıkarılan 150 milyon yıllık Archaepteryx fosilinde, Archaeopteryx'in kanatlarından gelen kimyasal maddelerin izlerine rastladıklarını belirtiyor. Araştırmaya göre paleontologlar, bu ilkel kuş-sürüngenin fosilleşmiş kemiklerinde çinko, bakır ve modern kuşların kanadında da bulunan az miktarda fosfor ve kükürt tespit etti. Bilim adamları, fosfor ve kükürdün kuşların sağlığı için gerekli olduğunu, çinko ve bakırın da kuşların besinlerinin içinde yer aldığını belirtiyor. Bu maddelerin Archaeopteryx fosilinde bulunmasının, evrim zincirinde bu ilkel kuşla dinozorlar arasındaki bağı kanıtladığı ifade ediliyor. Fosilin ABD'nin California eyaletindeki Stanford üniversitesinde X ışınlarına tabi tutulduğunu söyleyen ve araştırmayı kaleme alan Dr. Roy Wogelius, "Bugüne dek, hep kuşlarla dinozorlar arasındaki fiziksel bağdan söz ediyorduk, şimdi de aralarında kimyasal bağ bulduk." demiştir.

 

 

 

 

   

                          Archaeopteryx


 




   Resim: Dinozorlardan kuşlara evrimi gösteren taksonomik sınıflandırma ve kanatların evrimi

 


 

  •    Odontochelys semitestacea :

  

   Çin’de bulunan 220 milyon yıllık sucul bir kaplumbağadır. Ancak günümüz kaplumbağalarının aksine dişleri vardır, kaburgaları düz ve geniştirkuyruğu çok daha uzundur ancak hepsinden ilginci yarım kabuğu vardır;  karnı plastron adı verilen ve modern deniz kaplumbağalarınınkine benzeyen bir kabukla kaplıdır. Fakat kabuğun karapaks adı verilen sırt kısmından yoksundur.  Yani yarım kabuklu bir kaplumbağadır ve mükemmel bir 'ara form'  örneğidir. 


 

 

 

                              Odontochelys 

           

                   Odontochelys, fosilden canlandırma                                        

                  

 

    

 

 

    

 Odontochelys, fosilden canlandırma  

  


                          

 Odontochelys fosilleri

 

 

 


  

  • Tiktaalik Roseae :

 

   

 

Tiktaalik roseae, fosilden canlandırma


 

 

Tiktaalik roseae fosili 

 

   375 milyon yıl önce yaşamış, ilk fosil 2004'te Kanada'da bulunmuştur. Balıktan kara canlısına, yani tetrapod (4 ayaklı) canlılara geçişi temsil eden örneklerden biridir. Tiktaalik hem ilkel balıklarla, hem de ilk tetrapodlarla ortak özellikler taşır. İlk bakışta, balıklarla ortak özellikleri dikkat çeker: Yüzgeçler, solungaçlar, pullar gibi. Ama aynı zamanda tıpkı timsahlarda olduğu gibi kafası yassıdır ve gözleri kafasının üzerindedir, omuzları kafatasına bağlı değildir, böylece boynunu çevirebilir, ki bu da balıklarda olmayan bir özelliktir. Suda bulunduğu süre içerisinde tıpkı bir balık gibi solungaçlarını kullanmıştır. İlk tetrapodlarda görülen ve karada solumaya yardımcı olup vücudu desteklemeye de yarayan kaburga yapısından, ilkel akciğerlere sahip olduğu anlaşılmıştır.

 

   Tiktaalik'in karada yürüyüp yürüyemediğine dair farklı görüşler olsa da, genel kabul gören görüş; bir amfibiyen gibi yürüyemediği, hayatını daha çok sığ sularda geçirdiği, zaman zaman da ön uzuvlarıyla karaya sürünerek çıkıp, avlanıp, suya geri döndüğü yönündedir. Bu canlının ilk fosilini bulan Neil Shubin'in 'İçimizdeki Balık' (İnsan Vücudunun 3,5 Milyar Yıllık Tarihine Seyahat) isimli kitabını okuyarak bilim dünyasında çok önemli bir keşif olan bu canlı hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz. Tiktaalik ve keşfiyle ilgili bu kitap hakkında daha detaylı bilgi almak ve belgeselini izlemek için tıklayınız.


 

Resim : Sudan karaya geçiş (aşağıdan yukarıya doğru)
            EusthenopteronPanderichthys, TiktaalikAcanthostegaIchthyostega, Pederpes

 



 


  • Ambulocetus :

 


 

 

      

                                                                                  

 

       "Yürüyen balina"  da denilen Ambulocetus, balina evriminde önemli bir canlı türüdür. 49-50 milyon yıl önce yaşamıştır. Balinaların, kara canlılarından evrildiğine dair bir kanıttır. Sudan karaya geçen, daha sonra tekrar suya dönen hayvan türlerine bir örnektir ve modern balinaların atasıdır. 3 metrelik bir memeli timsaha benzetilebilecek olan bu canlı, arka ayakları karada yürümektense yüzmeye daha elverişli olduğu için açıkça bir amfibiyendi. Tıpkı balinalar gibi sırtını dikine hareket ettirerek yüzerdi. Dişlerinden yapılan kimyasal çalışmalara göre tatlı ve tuzlu su arasında geçiş yapabilme özelliği vardı. Dış kulağa sahip değildi, karada avını bulmak için kafasını yere dayıyor olabilirdi. Bilim adamları Ambulocetus’u ilkel bir balina olarak kabul eder çünkü onlarla aynı sucul adaptasyonlara sahiptir: Suyun altında yutkunmasına yarayan bir burnu ve su altında işitmeye yarayan, balinalarınkine benzer periyotik kemikleri vardır. Ayrıca dişleri de ilkel cetaceanlara (deniz memelileri) benzer. Ayrıca balina evriminde şu türler de sayılmalıdır: Indohyus, Basilosaurus, Dorudon, Zeuglodon.

 

 

                         Ambulocetus                     


 


  • Anchiornis huxleyi  (en eski tüylü dinozor) :

 

   Çin’de bulunan tüylü ve dört kanatlı, eksiksiz küçük dinozor fosili, o zamana kadar bilinen en eski tüylü dinozor "archaeopterix"ten daha eski; 155 milyon yıllıktır. Anchiornis huxleyi, "terapodlar" olarak adlandırılan ve kuşlarla akraba oldukları düşünülen familya içinde yer almıştır.

 

  

                         Anchiornis huxleyi, fosilden canlandırma

 

    Anchiornis huxleyi'nin özellikle ayak civarının bol tüylü oluşu, evrime yeni bakış açısı getirmiştir. Araştırmacılara göre, ön ve arka ayakların alt kısımlarıyla kuyruktaki tüyler, dört kanat ortaya çıkması sonucunu doğurmuştur. Ancak büyük tüyler, sonraki kuş evrimi sırasında daha da büyürken, arka kanatların tüyleri küçülüp kaybolur. Fosildeki tüye rengini veren melanozom pigmentlerinin incelenmesi sonucunda, bütün hayat döngüsü boyunca bu canlının aldığı renkler ortaya çıkarılabildi ve böylece, Anchiornis huxleyi, aynı zamanda rengini kesin olarak belirleyebildiğimiz ilk mezozoik dinozor örneği de olmuş oldu. Dinozorlardan kuşa evrim konusunda önemli bir buluştur, aynı zamanda tüyün evrimine dair de oldukça önemli veriler sağlamıştır. 


 

 

                         Anchiornis huxleyi


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

  


   Yazının başında da belirttiğim gibi, yazmaya kalksak aslında bilinen bütün fosiller birer geçiş formudur, kademeli ve birikimli evrimin birer kanıtıdır. Merak edenler veya evrim konusunda şüphesi olanlar, aşağıdaki listeden araştırmaya başlayabilirler:


 

Balıktan amfibiye geçiş:  


  Paleoniscoids, Osteolepis, Acanthostega, Ichthyostega, Eusthenopteron, Tiktaalik, Sterropterygion, Panderichthys, Eryops, Elpistostege, Obruchevichthys, Hynerpeton, Tulerpeton, Labyrinthodonts, Lungfish(akciğerli balık)

 

Amfibiden sürüngene geçiş:


  Proterogyrinus, Limnoscelis, Tseajaia, Solenodonsaurus, Hylonomus, 

Paleothyris, Seymouria

 

Sürüngenden memeliye geçiş:  


   Paleothyris, Protoclepsydrops haplous, Clepsydrops, Archaeothyris, Varanops, Haptodus, Dimetrodon, Sphenacodon, Biarmosuchia, Procynosuchus, Dvinia, Thrinaxodon, Cynognathus, Diademodon, Probelesodon, Probainognathus, Exaeretodon, Oligokyphus, Kayentatherium, Pachygenelus, Diarthrognathus, Adelobasileus cromptoni, Sinoconodon, Kuehneotherium, Morganucodon,  Eozostrodon, Morganucodon, Haldanodon, Peramus, Endotherium, Kielantherium, Aegialodon, Steropodon galmani, Vincelestes neuquenianus, Pariadens kirklandi, Kennalestes, Asioryctes, Cimolestes, Procerberus, Gypsonictops

 

Dinozordan kuşa geçiş:


   AllosaurusCoelophysis, CompsognathusEoraptor, Epidendrosaurus, Herrerasaurus, Ceratosaurus, Allosaurus, Compsognathus, Sinosauropteryx, Protarchaeopteryx, Caudipteryx, Velociraptor, Deinonychus, Oviraptor, Sinovenator, Beipiaosaurus, Lisboasaurus, Sinornithosaurus, MicroraptorArchaeopteryxRahonavis, Confuciusornis, Sinornis, Patagopteryx, Ambiortus, Hesperornis, Apsaravis, IchthyornisColumba

 

 

 --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 


    Bundan sonra göreceğiniz örnekler, günümüzde bazıları nesli tükenme tehlikesi altında bulunan, çoğu halen yaşamakta olan canlılardır ve bugün yaşayan her canlı gibi bir geçiş canlısıdır. Onları buraya koyma sebebim, evrim karşıtlarının ille de ucube canlılar görme isteklerini biraz da olsa yatıştırmak, önlerinde bunca örnek varken belki de bilgi eksikliği nedeniyle hala evrimi inkar ettiklerini "naifçe" umuyor olmamdır. Nesilleri tükendikten sonra kalkıp da; "Biz görmedik, fosillere nasıl inanacağız, ya yalansa bunlar?" diyen bilim düşmanlarını da göze alarak geleceğe yatırım:) Diğer bir sebep de buradan tüm okuyuculara, çevreye ve doğaya karşı daha saygılı olma çağrısı veya hatırlatması yapmak istememdir. Gezegenimizdeki tüketim şekli ve çevreye duyarsızlık bu şekilde devam ederse, bu canlılar ve daha fazlası belki 100 yıl sonra yok, onlara iyi 'bakın'..

 



 

 

 

              Tree Kangaroo  (Ağaç kangurusu)

                   

   Ağaç kangruları bugünkü kanguru ve valabilere benzeyen bir canlıdan evrilmiştir. Yerde yaşamaya elverişli pek çok standart makropod özelliği taşırken (dev arka bacaklar ve uzun ayaklar), ağaçta denge sağlamak amacıyla uzun bir kuyruk ve tırmanış için güçlü ön ayaklar, bunların altında tutunmaya yarayan lastiksi-yapışkan ayak tabanı geliştirmişlerdir. 

 


 

 

 

                     Ajolote   (ayaklı yılanlar)


Ajolote hakkında daha fazla bilgi almak için tıklayın.

 

 

 

 

 

  Yürüyen balık lakabıyla ünlenen akciğerli balık. Yürürken çekilen videosunu izlemek için tıklayın

 

 


 

                        Fire Ant  (Ateş karıncası)

 

 


    

 

   Axolotl  (Ambystoma mexicanum)  - evcil

 

   Axolotl (Ambystoma mexicanum) - doğal hali

 

   Bir semender türü olan Axolotl’ın larvaları, başkalaşım (metamorfoz) geçiremedikleri için, erişkin bireyleri sucul ve solungaçlıdır; ancak yapay seçilim ile akciğer geliştirme yetenekleri vardır.   

 



 

           Frogfish  -  Akdeniz hariç tüm tropikal ve subtropilakal denizlerde yaşar

 

 


 

            Jerboa   (Cırboğa)

 

 


 


                    Okapi 

 

 

 

 

 


                Platypus   (Ornitorenk)

 

 


            

 

     Purple frog (Mor kurbağa) - 2003 yılında keşfedilmiş bir türdür 

 

 

 

 

 

  Ogcocephalus darwini (Kırmızı dudaklı yarasa balığı) 

 

   Galapagos adalarında denizin 30 metre ve daha derinlerinde yaşayan tuhaf görünümlü bir balıktır. İyi bir yüzücü değildir ve denizin dibinde yürümek için göğüs yüzgeçlerini kullanır. Daha detaylı bilgi ve videosu için tıklayın.

 

 

 

 

 


   

  Quagga   ( NESLİ TÜKENMİŞTİR, fotoğraf Londra hayvanat bahçesinde çekilmiş ve 1870'den kalmıştır.)

 

 

 

 


   


Saiga 

 

 

 

 

 



 Trionychidae - Soft shelled turtle (Yumuşak kabuklu kaplumbağa) 

 

 

 

 


 

Solifugae (Sun Spider, Camel spider) Türkiye'nin güneydoğusunda ve Irak dolaylarında sıkça görülen ve Sarıkız ismiyle de bilinen bir canlıdır. Buyrun size mükemmel bir 'ara tür' örneği. Bugüne kadar 1000'den fazla türü tanımlanmıştır. 10 bacaklı gibi görünse de öndeki uzantı  çifti, aslında dokunaçlarıdır. Yani her örümcek gibi 8 bacağı vardır ancak örümcek ve akreplerle farklı bir taksonomik takımda yer alır.  Hakkında anlatılan birçok hurafeye rağmen, bu hayvanın vücudunda zehir salgılayan herhangi bir bez bulunmaz, yani zehirli değildir.

 

 

 


 


Tapir                              


 

 

 

Macropinna microstoma (Transparan Kafalı Balık)


   Fıçıgözlüler (Opisthoproctidae) familyasına ait bu balıkların gözleri de tıpkı diğer canlılar gibi bulunduğu ortama "olabildiğince" uyum sağlamıştır. Okyanusların 600-800 metre derinliklerinde yaşarlar. 
1939 yılından beri varlığı bilinen ama ancak 2004 yılında fotoğrafı çekilebilen, yani oldukça yeni keşfedilmiş olan bu ilginç canlı halen incelenmektedir. Daha ayrıntılı bilgi almak ve videosunu izlemek için tıklayın. 

 

 

 


Triops 

    Yaşayan fosil olarak kabul edilir. Fosil kayıtları 300 milyon yıl öncesine kadar gider ve hala yaşamaktadır. Timsahlar, hamamböcekleri, köpekbalıkları ve Triops gibi canlılar, kendi besin zincirlerinin en üst basamağında olduklarından, son birkaç milyon yıldaki sabit çevre koşullarından ötürü çevresel bir baskı hissetmediklerinden, avlanma konusunda son birkaç milyon yılda ve daha eskisinden beri çok ayrıntılı adaptasyonlar geliştirdiklerinden, cinsel seçilim konusunda bir etki yaşamadıklarından ya da çok az yaşadıklarından vb. faktörlerden dolayı, göreceli olarak az değişmişlerdir. Bu, ne evrime karşı bir kanıttır, ne de teoriyi zayıflatır. Tam tersine, evrimsel kuramların bilimsel gücünü ortaya koyar. Canlıların türleşme ve farklılaşma hızlarını arttıran faktörler, evrim hızını etkiler. Ancak her canlı, yavaş veya hızlı, bir şekilde evrim geçirir, geçirmektedir. Özetle, hiç değişmeyen canlı YOKTUR. Bu konuda daha detaylı bilgi almak için tıklayın.

 

   Merak edenlerin araştırabilmesi için türlerin İngilizce isimlerini de yazdım, çünkü ne yazık ki internetteki Türkçe kaynaklar, bu konuda hayli yetersiz ve TARAFLI veya bilimsellikten uzak olabiliyor. Türkçe ve İngilizce Wikipedileri kıyaslayabilenlerin bunu yapmasını tavsiye ederim; özellikle evrim ve evrimle ilgili konularda (fosil kayıtlarında mesela) inanılmaz büyük yanlışlar ve taraflı yorumlar var. Kısacası bilimsel olmayan, kimin yazdığı belli olmayan, ilgili alandan bir bilim insanının referansı veya bilimsel kanıtlar ile desteklenmeyen, isminin önünde Dr. olduğu için kendisini biyoloji alanında uzman gibi gösteren kişilerin sitelerine güvenmeyin. Mümkün olduğunca bilimsel sitelerden yapmaya çalışın araştırmalarınızı. Bilim insanı olmayabilirsiniz, ama unutmayın ki dünyanın öküzün boynuzları üzerinde durmadığını bilmek için  bilim insanı olmaya gerek yok. Evrim gerçeğini körlemesine inkar etmek, böylesi köhne bir düşünceyi ısrarla savunmaktan farksızdır. Bu durumlara kendinizi düşürmemeniz ve bilgilenmeniz dileğiyle.

 


 

Yazan ve hazırlayan:  felis agnosticus

 

Kaynakça:

 

- Science Daily

- Nature

- Wikipedia

- Tiktaalik roseae web sitesi ve Neil Shubin'in "İçimizdeki Balık" isimli kitabı

- Discovering Religion sitesi

- Richard Dawkins Official Web sitesi