Home � Din | Felsefe

Biz ateistler ne biçim insanlarız

   

   Biz ateistler (ve tabii ki agnostikler) öncelikle kendimizi eleştirmeyi biliriz. Bizi tanımayanlar, yanlış tanıyanlar bunları bilsin:

 

  •    Biz ateistler, dinlere ve onların tanrılarına, peygamberlerine, kitaplarına inanmayız. Korkularımıza yenilmeden ama merakımıza yenilerek, defalarca sorduğumuz çeşitli sorulara verdiğimiz çeşitli cevapların vardırdığı noktadır bu. Bu cevapların yarattığı “anlamsızlık” veya “sebepsizlik” gibi olası sonuçların, gerçekleri değiştirmediğini biliriz. Bu sorgulamaları bir cezalandırılma korkusuyla veya ödül kaygısıyla değil, dürüstçe ve öz saygımızı yitirmeden yaparız. Cevap hoşumuza gitmeyecek de olsa, bunu reddetmek yerine kabullenir ve yolumuza devam ederiz. Varlığımızın evrende bir kum tanesi kadar önemsiz olduğu gerçeğini yadsıyarak değil, bunun farkında olarak hayatımızı yaşarız. Kendimizi sahte değer yargılarıyla veya masallarla kandırmak yerine, ne olursa olsun işin doğrusunu kavramaya çalışırız. Bir şeye inanmak İSTEMENİN onu GERÇEK yapmadığını biliriz. Bizi RAHATLATAN şeyin, inanılması gereken şey olmadığını biliriz. Bilimsel gerçeklerin ve onlar sayesinde evren ve dünyaya dair öğrendiklerimizin, zaten hiçbir masala, doğaüstü güce veya tılsıma ihtiyaç hissettirmeyecek kadar büyüleyici olduğunu biliriz.

   Bu sebeple evet, biz ateistler “gerçekleri inkar eden, hayatta hiçbir amacı olmayan boş kafalı, yolunu şaşırmış ve kaybolmuş” insanlarız.

 

  •    Biz ateistler, “iyi” veya “ahlaklı” olmak için kutsal kitaplara veya kendileri hiç de “iyi” ve “ahlaklı” işler yapmamış olan kişilerin eylemlerine-sözlerine-nasihatlarına ihtiyaç duymayız. Herhangi bir canlıya işkence etmenin, bir insanı çeşitli şekillerde (hakkını gaspederek, tecavüz ederek, sevdiklerine acı çektirerek, psikolojik ve fiziksel işkence uygulayarak..vb)  haksızca mutsuz etmenin yanlış ve ahlaksızca olduğunu, hiçbir tanrının ceza tehdidi veya ödüllendirmesi olmadan da kabul edebiliriz. Bizim içimizde bunca nefret zaten barınamaz. Ahlaklı olmak için dinlere ihtiyacımız yoktur. Çünkü savaşın, cinayetin, tecavüzün, hırsızlığın, başkalarına acı çektirmenin, hak gasp etmenin ve en basit anlamda, bir başka canlının hayatını olumsuz etkileyen herhangi bir eylemin ahlaken “kötü” olduğunu bilenlerin, ayrıca bir günah kırbacına ihtiyacı yoktur. 

   Bu anlamda evet, biz ateistler, “ahlaksızlığa meğilli, hiçbir değer yargısı olmayan ve kötüyle iyiyi ayırt etmekten aciz” insanlarız.

 


  •    Biz ateistler, dünyadaki en büyük katliamların ve haksızlıkların yapılmasında, maşa olarak dinlerin kullanıldığını biliriz. Pek çok iyi niyetli düşünürün, yazarın, filozofun, bilim insanının ve insan topluluklarının bu uğurda canlarından olduğunu; idam edildiğini, yakılarak öldürüldüğünü, işkence gördüğünü hatırlarız. Bunun arkasında yatan gerçek sebeplerin de gayet iyi farkında olduğumuz için insanoğlunun geleceği adına endişe duyar, birilerinin çıkarı veya inancı uğruna başka bir canlının (bunun insan veya hayvan olması fark etmez) canını almasına, ona işkence etmesine veya hakkını yemesine şiddetle tepki gösteririz. Gerçeküstü bir güce inanmanın, bu inancın yarattığı baskının ve sonucunda ortaya çıkan “inancı için her şeyi yapan” insan tipinin, ne kadar büyük bir tehlike olduğunu biliriz. Biz düşünceleri için insanların özgürlüklerine gaspetmeyiz, insanlara işkence edip onları öldürmeyiz, bunu düşünmeyiz bile. Çünkü önemli olan şeyin, yok etmek ve yakıp yıkmak değil, yapıcı ve akılcı davranmak olduğunu biliriz.

   Bu anlamda evet, biz ateistler “toplum düzenini bozan, insanlar arasında husumet yaratmak isteyen tehlikeli ve uzak durulması gereken" kişileriz.

 

 

  •    Biz ateistler, özünde bütün canlıların evrim sürecinde oluştuğunun, dolayısıyla doğanın dev, organik, bütünsel bir yapı olduğunun farkında olduğumuz ve gezegenimizdeki her şeyin değerli ve birbirine bağımlı olduğunu bildiğimiz için, bunların değerinin bilinmesini isteriz.  Bir insan ırkının diğerinden aslında farklı olmadığını, hepimizin evrimsel süreçte akraba sayıldığını ve din-dil-ırk-cinsiyet..vb kavramların, kendi yarattığımız şeyler olduklarını biliriz; bunların çöpe atılıp “insan” kavramının ortaya konmasını isteriz. Bu kavramlar yüzünden dünyada işlenen NEFRET suçları bizleri üzer, üzmekten öte kızdırır. Nefretin kaynağını biliriz, sebebini anlarız, ama varlığının devamını kabul edemeyiz.

   İnsanlara bu yapay kavramlar yüzünden acı çektirilmesi ve onların göz göre göre birbirine düşman edilmesine duyduğumuz öfkeden dolayı da evet, biz  ateistler “türlerin üstünlüğünü savunan, ‘en güçlü olan hayatta kalsın, gerisi yok olsa da olur, doğanın kanunu böyle işte ne yaparsın..’ diyen o meşhur bencil Darwinist kafa yapısının ürünüyüz.”

 

 

  •    Biz ateistler, en önemli olmak, tanrının biricik ve en sevdiği yaratımı olmak, öyle ki evrendeki her şeyin bizler için yaratıldığını düşünmek gibi megalomanca ve açıkça bir kişilik kompleksine işaret eden yanılgılara kapılıp bu istek üzerinden kendimize bir inanç sistemi yaratmayız. Dünyanın ve içerisindeki her şeyin, bizler için özel olarak “yaratılmadığını” ve “Tepe tepe kullan at, hepsini senin için yarattım nasılsa.” diyen bir tanrının var olmadığını bildiğimiz için, aslında hiç de bize ait ve bizim keyfimiz için yaratılmış olmayan bu çeşitli canlı ve cansız varlıklara saygı göstererek yaşarız.

   Bu açıdan evet, biz ateistlerin “hiçbir şeye saygısı ve sevgisi yoktur.”

 

 

  •    Biz ateistler eleştirdiğimiz şeyin ne olduğunu tam olarak bilmek isteriz. Bir şeyi öğrenmeden, ne olduğunu bile anlamadan reddetmenin, bize yakışmayacağını ve o çok değer verdiğimiz akılcı düşünce şekline uymadığını biliriz. Beynimize özgünlüğü nedeniyle saygı duyarız ve gereğini yaparak onu hakkıyla kullanmaya çalışırız. Ki zaten kendimizi "dinden arındırmış kişiler" olarak tanımlayabilmemiz için de, o yolları çoktan arşınlamış olmamız gerekir. 'Gerekir' diyorum çünkü bazı genç veya yeni ateist olmuş arkadaşların, bunun farkında olmayabileceğine şahit oluyorum. Bunu yapmazsak, dogmaları sorgulamadan kabul eden kişileri eleştirmeye de hakkımızın olmadığını biliriz (bilmeyenler de lütfen bunu bilsin artık.) Dini inançlar hakkındaki bilgilerimizi geliştirmeye çalışır ve hep daha fazlasını öğrenmek-anlamak isteriz. Dolayısıyla, karşı taraftan gelen “hiç mi düşünmezsiniz?” gibi ithamlar, yersiz olmaktan öte komiktir. Çünkü o “hiç mi düşünmezsiniz” diye soran kişilerin, bizim onda birimiz kadar kendi dinlerine kafa yormadıklarını biliriz. Çoğu zaman insanların kendi inandıkları dinlerini onlardan daha iyi anlar, yanlış bildikleri kavramları düzeltmeye çalışırız.

   Bu sebeple evet, biz ateistler, “ukala, bilgisiz ve düşünmeye-inanmaya korkan” insanlarız.

 

 

  •    Biz ateistler, insan aklını ve pozitif bilimleri her şeyin üzerinde tutarız. Bunlara da doğaüstü bir kutsallık katma gereği duymayız. Şüpheci yapımızdan dolayı bilimin sunduğu gerçekleri bile, sorgulamadan veya araştırmadan kabul etmeyiz. Ama yeri geldiğinde, bu el üstünde tuttuğumuz değerleri engellemeye çalışan, en başta din olmak üzere her türlü baskı aracının da karşısında durmayı biliriz. Bilimsel ve düşünsel gelişmeyi durdurmaya çalışanları; insanlığın gelişimi için çabalayan bilim insanlarının verdikleri onca emek ve kattıkları onca özveriyle ortaya koydukları gerçekleri, örtbas edip çarpıtmaya kalkan çıkarcı ve kör edici zihniyeti tehlikeli buluruz. Biliriz ki en önemli bilimsel buluşlar; bugün hayatımızı kolaylaştıran, sevdiklerimizin hayatını kurtaran, hastalıklara ve pandemilere çare üreten ve gelecekte de bunları yapmaya devam edecek olan; evreni algılama ve anlama şeklimizi her geçen gün değiştirerek ufkumuzu açan sayısız buluş ve keşif; sorgulamaktan korkmadan, karşısındaki yobaz zihniyete direnerek bunu başaran insanlar sayesinde olmuştur. Ve bilimin bütün nimetlerinden faydalanıp sonra da onları yok saymaya kalkan, ya da bilim aksini söylüyorken sırf kutsal kitabında yazılanlarla çelişiyor diye bariz gerçekleri reddetmekte direnen nankör insanlar bu nedenle bizi kızdırır.

   Bu anlamda evet, biz ateistler, “geçmişimize, insanoğluna ve gezegenimize zerre kadar saygısı olmayan, dünyayı felakete sürüklemek isteyen, kadir kıymet bilmeyen, hasta ruhlu” insanlarız.

 

 

  •    Biz ateistler, bu dünyada ne yapabiliriz? diye düşünerek yaşarız. Öteki dünya kavramına inanmadığımız için, bizim için önemli olan BU DÜNYADA kendimizden ve yaptıklarımızdan memnuniyet duymaktır. Burada yaptığımız yanlış veya doğru bir şeyin, ahiretteki pazarlık indirimine tabi olmaksızın önemli olduğunu, bizi sevdiği veya gerekli cezayı çektiğimizi düşündüğü için affedecek olan bir tanrının o rahatlatıcı varlığına inanmanın, sadece bir “kendi kendini rahatlatma çabası” olduğunu biliriz. Dünyanın adil bir yer olmadığını görürüz. Adil olması için duyduğumuz duygusal arzu, bu gerçeği değiştirmez. Dünyadaki bunca yanlışı, felaketi, haksızlığı, acı çekenleri ve çektirenleri görüp de, “nasılsa öbür dünyada adalet sağlanacak” diyerek arkamıza yaslanıp olanı biteni kendimizden memnun bir şekilde izlemek yerine; bu kötülüklerin sona ermesi için eyleme geçilmesi gerektiğini biliriz. Doğduğu ülkenin ve toplumun şartlarına göre birbirinden çok farklı hayatlar yaşamak zorunda kalan insanların, diğer dünyada nasılsa adaleti bulacakları masalı bize huzur vermez; insanların boş yere acı çekiyor olmasından duyduğumuz rahatsızlığı ilahi adalet kavramına bağlayıp dünyaya pembe gözlüklerimizle bakamayız. Biliriz ki, bir şeyler değişecekse, bunu insanlık kendisi yapacaktır.

   Bu anlamda biz ateistler “dünyevi kaygıları olan, boş işlerle uğraşan ve adalet istemeyen vahşi ve sapkın” insanlarız.

 

 

  •    Biz ateistler, elbettte her insanın kendi inancını seçme özgürlüğü olduğunu ama bunu yaparken kişinin eline verilen bilgilerin doğru olması gerektiğini savunuruz. 5 yaşındaki masum ve henüz soyut-somut ayrımını bile yapacak olgunluğa erişmemiş olan bir çocuğun, kabuslarına girecek masallarla korkutularak bir inancı benimsemeye zorlanmasını haksız ve gaddarca buluruz. Kişinin zaten, araştırma ve sorgulama kavramlarına yabancı olmadan, merak duygusu öldürülmeden yetiştirilmesi halinde, bu masallardaki ödüllere ve cezalara tabi olmadan da doğru yolu bulacağına inanırız. Buna inanız, çünkü bizler bu şekilde yetişebildik. Bir insana en zayıf anında, keza henüz bir yetişkin birey bile değilken, inançların zorla empoze edilmesinin, o yaşlarda sahip olduğu merak duygusunun elinden alınmasının ve ömrünün sonuna kadar korku ile yaşayacak olmasını umursamadan beyninin yıkanmasının, bir çocuğa yapılabilecek en büyük kötülük olduğunu biliriz.

   Her insanın merak etme ve bu anlamda bir yaşama hevesi duymasına olan isteğimiz nedeniyle de evet, biz ateistler “dar bir bakış açısına sahip zalim” insanlarız.

 

 

  •    Biz ateistler, her insanın kendi yetişme tarzına uygun bir şekilde davrandığını, çoğu zaman bunun, kişinin elinde olmayan şartlardan dolayı böyle olduğunu biliriz ve inançlı kişilere anlayışlı davranmaya çalışırız. Çocuk yaşta beyne sokulan yanlışların ve toplumsal tabuların yıkılmasının çok zor, insanların bunu yaparken zorlanmasının da çok doğal olduğunu biliriz. Ama bizim bu hümanist ve anlayışlı bakış açımıza rağmen aynı kişiler, bize her türlü hakareti edebilir; bizi ve savunduğumuz değerleri, hatta ailemizi ve sevdiklerimizi aşağılayan cümleler kurabilir, bizi susturmak için çeşitli fiziksel ve psikolojik tehditler savurabilir, özgürlüğümüzü elimizden almaya kalkabilir, ve hatta bizi düşman belleyerek bu uğurda canımıza bile kıyabilir. Bugün tinerci, ahlaksız, satanist, kötü kalpli gibi uydurma etiketlerle yaftlanırız, yarın bir otel odasında yakılarak öldürülürüz, başka bir gün sokakta yürürken “tanrının dini bütün olan sevgili bir kulu” tarafından 'O'nun takdirini kazanmak' uğruna canice öldürülebiliriz. Bu tehlikeleri baştan bildiğimiz ve insanları uyarmak için bunları dillendirdiğimiz, en basitinden kendi düşüncemizi söylediğimiz için de her zaman suçlu ilan edilmeye alışkınız.

   Görüldüğü gibi biz ateistler gerçekten “hoşgörüsüz, tehlikeli ve saldırgan” insanlarız.

 

 

  •    Son olarak, bütün bu “kötü” özelliklerimize ek olarak; biz ateistler, toplumda azınlık olmanın ne demek olduğunu iyi biliriz. Yaşadığımız toplum ve hatta bazılarımızın ailesi bile bu anlamda bize bu hissi yaşatmayı çok güzel başarır. Dolayısıyla “nicelik değil, nitelik önemlidir” yargısının doğruluğuna inanan; azınlık olmanın “haksız” olmakla aynı anlama gelmediğini bilecek kadar kafası çalışan; dünya tarihinde insanlığa faydası olan simaların hepsinin kendi doğrularından şaşmadan ve baskıcı zihniyetlere boyun eğmeksizin öz saygılarını yitirmeden yoluna devam eden kişiler olduklarını da biliriz. Her “inancın” doğaüstü olmak zorunda olmadığının, insanların çok daha önemli şeylere; mesela bu dünyaya ait “sevgi, özgürlük, merak, bilim, emek, umut vb”  değerlere de inanabileceğinin bilincindeyiz. Bunların, diğer her türlü mistik değerin üzerinde olduğunun da...

   Bu anlamda biz ateistler, aktif veya pasif, iyimser veya kötümser fark etmez; hepimiz düşünsel anlamda “zerre kadar devrimci değiliz.”


    Son olarak, "umut" kavramı önemli burada; yazıdaki ironiyi anlamış olmanız (!) ve seslerimizin kesil(me)mesi umuduyla... Hal böyleyken, "ateistlerin vatanına, milletine faydasız insanlar" olduğunu düşünen/söyleyen zihniyetle aynı fikirde olanların, hala anlamamışlarsa yazıyı tekrar okumasını öneriyorum.

 

 


 

Yazan: felis agnosticus

 


 

 

    * Neden ortaya çıkmalıyız? Özgür Düşünce Hareketi olarak kaleme alınan yazı için tıklayın.

 

 

Comments (31) -

essa
Turkey essa said:

guzel yazi eline saglik ama biraz herkes adina konusmussun ( ayrica biz ateistler bireyizdir, guruh degil )

Admin
Turkey Admin said:

Hepimizin bu değerleri benimsemiş olduğunu umuyorum. Ayrıca elbette hepimiz bireyiz, güruh değiliz. Yazının genel hitabetine bakarsanız "biz ateistler" ibaresinin de "siz ateistler!" öbeğine cevaben özellikle seçildiğini anlarsınız .

Osurtgan fil
Zimbabwe Osurtgan fil said:

Çok güzel bir yazı olmuş.

Ekin
Turkey Ekin said:

Gercekten guzel bir yazi olmus, oldukca aciklayici, yazarini tebrik ediyorum. Altina "Eger maymundan geldiysek simdiki maymunlar niye insana donusmuyor" gibi bir teist yorumu almama dilegiyle. Smile

Tuna
Turkey Tuna said:

Merhaba,
güzel yazınız için teşekkür ederim... Bunları anlayabilmek, kavrayabilmek ve analiz edebilmek anlıktır sanıyorum! Elbet belli miktar birikim olmadan 'ya ne gereği var zaten kitapta var' mantığıyla şifreler üreten veya kitaplarındaki sapıklıklar, kan dökmeler, yasaklanan şeylerin(günahların)ahirette kırıla gitmesi gibi çelişkilerin ruhu okşayan iğrençliğini ne yazık ki keşfedemeyenler... Cennete gitmek için dünyaya cehennemi yaşatıyorlar. Sözüm analitik düşünemeyen omurilkikleredir.. Ama her nasılsa bir tek bunu anlıyorlar Kİ o da hakaretin aslında insan bünyesinde tutunamayan cahilliğinden kaynaklandığını bilememesidir!

aygul
Azerbaijan aygul said:

cok guzel bi yazi, elinize saglik.Butun dushuncelerime tercuman oldunuz

Bahadır
Turkey Bahadır said:

yalnız olmadığımı hissettiren bir yazı teşekkür ediyorum

Derya
Turkey Derya said:

Üşenmeden bunları yazman beni çok duygulandırdı, ancak bu yazılanları zaten kendi içimizde yaşıyorken; bir teistin gelip üşenmeden, satır atlamadan, anlamaya çalışarak bunları okumasını ne çok isterdim.

Ömrümün bir kısmını körü körüne inanarak geçirmiş ve malesef diyorum bir takım şeyleri düşünmeyi geç akıl etmiş biri olarak isterdim bunu. Ateist bireylerin karanlık ve negatif profilleri olmadığını, en önemlisi iyi ahlakın ve pozitif eylemlerin kendi dinlerine veya dinlerine bağlılıkları ile bir alakası olmadığını anlamaları için.

İsterdim işte... nerdee... fesupanallah der çıkar giderler.

Kardan Imam
Germany Kardan Imam said:

Yazinin sonunda kullanilan resim hakkinda bilgi verebilir misiniz? (link de olur)

Simdiden tesekkürler

Admin
Turkey Admin said:

   Resim 15. yüzyılda yaşamış olan ressam Michelangelo'nun Creation of Adam (Adem'in Yaradılışı) tablosundan esinlenilerek (parodi anlayışıyla uyarlanarak) yapılmıştır. Bu uyarlanmış haline şu linkten ulaşabilirsiniz: http://www.flickr.com/photos/nickleus/6001508604/

   Orijinali ise Vatikan'da bulunan Sistine Şapel'inin tavanlarını süsler. Gerçekten muazzamdır, bizzat o tavanın altında gezerek tabloyu inceleme şansı bulamamış olanların veya yolu Roma'ya düşenlerin, Vatikan'da bu bölümü gezerek oradaki sanat şöleninden faydalanmasını tavsiye ederim.
Şu linkte tamamının orijinal halini görebilirsiniz: upload.wikimedia.org/.../...el_ceiling_photo_2.jpg

kardan imam
Germany kardan imam said:

Tesekkürler.. ilk link calismiyor ama, yine de wikipedia sagolsun..

Ege
Turkey Ege said:

Çok güzel bir yazı olmuş en güzel noktası da özeleştiri olmuş öyle ateistler var ki sadece olmak için asi olmak için olmuş ama Ateistliği bilmemesi dışında neden ateist olduğunu da bilmiyor . Ben kuranı da okudum incili de okudum tevrat zebur hepsini az çok bilirim ve bu bilmeyen adamlara neden ateist oldun dendiğinde allah yok ondan dostum diyorlar bu da beni çileden çıkaran nokta gerizekalılara yer yok aramızda bence

Samet Ünal
Turkey Samet Ünal said:

Tek kelimeyle mükemmel yazmışsın admin emeğine sağlık.

bahar barak
Turkey bahar barak said:

çok güzel olmuş

bahar barak
Turkey bahar barak said:

önceki yorumumu kabul etmemişsiniz.... siz böyle atesitsiniz....  düşüncelere saygısız !!!!

Admin
Turkey Admin said:

Hangi yorum???

şeyda
Turkey şeyda said:

dünya bir patlama sonucu meydana gelmiştir.Patlamalar genelde yıkıcı sonuçlar doğururken bu büyük patlama sonucunda böylesine düzenin olduğu bir gezegenin meydana gelmesi üzerinde düşünülecek bir konudur.Her şeyden önce,bir madde ve ya eşyanın şuurlu bir şekilde hareket ettiğini söylemek deli saçması olur.Bir yaratıcını olmadığını varsayarsak bu dünyada neden yaşıyoruz,neden bu dünyada varız? ölünce mikroorganizma yemeğimi olacağız? bunu kabul eden bir insan kendine hiç değer vermiyor demektir.6 milyar insanın tamamının parmak izinin farklı olması, sadece gözün  birçok parçadan meydana gelmesi ve teknolojinin bile ulaşamadığı netlikte görebilmemiz , bu kadar muhteşem tasarlanmış parçanın tesadüfen meydana gelmesi bence çok komik olurdu.mesela portakal kış meyvesidir ve insan kış aylarında c
vitaminine çok ihtiyacı var ateist mantığı ile düşünecek olursak ağacın bunu kendisinin düşünmesi gerekir, bu da çok mantıksız. ayrıca ahiret inancı ödül veya ceza korkusu için değil adalet için olmalıdır , eğer ahiret olmasaydı Allah'ın adaletinin olmadığı sonucuna varırdık ama böyle birşey yok.

bahar barak
Turkey bahar barak said:

Düşünen, sorgulayan, şüphe duyan kimseler için bile, dinlerden zihinsel olarak kurtulma sürecinde en önemli engellerden biri, bilincimize işlenmiş şu dogma olsa gerek:

"Tanrı şayet yoksa, bu, insanlar için hiçbir bağlayıcı etik kuralın da olmadığı anlamına gelir. Tanrı olmadan iyilik, adalet, hak, hukuk, ahlâk gibi kavramlarımızı hiçbir sağlam temele dayandıramayız, istisnasız herşey serbest olur. Bu yüzden Tanrı mutlaka olmalıdır."Nasıl bir ahlâk ve adalet anlayışı benimsiyor olursak olalım -şayet 'ahlâk', 'adalet', 'hak', 'hukuk' gibi kavramların herhangi bir özgün anlamı olacaksa- bu anlayışımızı tanrı iradesi üzerinden temellendirmek (tanrının varlığını kabul etsek bile) zaten teorik olarak imkânsız.allahın varlığını isbat etmeye çalışmak nasılki hataysa inkar etmekıte bir o kadar hatadır.
allah isbat edilmeye çalışıldığı anda aramıza onunla bir perde germiş oluruz...
bu çok yanlış bir çıkış...
allah'ın mevcudiyeti dışına çıkabilirsek ancak allahı isbat etmeye çalışıyor olabiliriz.

ünsal
Turkey ünsal said:

Düşüncelerime tercuman olmuşsunuz...Yalnız değilmişim... Teşekkürler..

zülfikar
Turkey zülfikar said:

iman biraz da nasip meselesidir. kiminin inanması için bir tek söz bile yeterken kimi nasipsizler ayın ortadan ikiye ayrılıdığını da görseler gayipten haber veren birini de görseler nasip değilse yapaxcak birşey yoktur. tek bir soru bir şeyi karalamak için bu kadar uğraşıyorsunuz. peki o karaladığınız şeyin  temelini içindekileri hiç araştırdınız mı?

Admin
Turkey Admin said:

Sen yazıyı okudun mu? Okusan bu soruyu sormazdın. Uzun mu geldi? Smile

Onur
Turkey Onur said:

Noktası virgülüne emek kokan bir yazı.

masal
Turkey masal said:

Bence soru şu ? Her insan zaman,zaman Tanrı gerçekten varmıdır diye düşünmüştür. Ancak,ya varsa korkusu ile kabullenenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çoktur.Herşeyi yaratan Bir Tanrı var. Hatta sizin kaderinizi siz doğmadan önce belirliyor. Sizin neler yaşayacağınız belirlenmiş olarak doğuyorsunuz. Sonrada aynı Tanrı sizi hesaba çekip gel bakalım sen neden bunları yaptın deyip ceza veriyor Smile Benim mantığım bu din işlerini almıyor .Din bence yüzyıllar önce insanların başka insanları görünmez bir güç adı altında terbiye etme sistemidir. Bknız kutsal sayılan kitaplara hepsi birbirinin aynı.İşi olmayan kendini bu din işleriyle oyalasın.Belki buda bir terapi yöntemidir. Ama akıllı insanlar bu safsatalara zaten inanmaz.

Abd urrahman
Turkey Abd urrahman said:

Bu yorumu yapan ve beğenen ateist kişiler sizlere çok acıyorum Allah akıl fikir izan versin temennilerim hepiniz içindir. bu safsatalıgı inşallah bırakıp imana döner ve kurtuluşa erersiniz inşaallah.Amin.

sihmeren
Turkey sihmeren said:

Baharrrr; bu yazıyı yazdırmak ve almak istiyorum ama olmuyor.. bi sevap işlesen diyorum hani..Smile)

Ben Benley
Germany Ben Benley said:

süpheye inanmak?Diger insanlardan asagi ve yukari ÜSTÜN oldugunu var  sayan her FiKiR SARAB kadehini HIZLA yere VURUR??!!!

Doro
Turkey Doro said:

Teist arkadaşlarım bana şöyle sorular soruyor 'Kuran'ı okudun da mı reddediyorsun? İçindeki her şey çok mantıklı. Okumadan böyle bir yardıya varamazsın' İnsanların anlamadığı şey şu, birçok ateist Kuran ya da diğer kutsal kitapların içinde yazanlardan ziyade ortaya çıkış şekil ve amaçlarını reddediyorlar en başta. Şimdi uzun uzun açıklamak da yersiz yazıda pek çoğu açıklanmış. Ama bana kalırsa bu büyük bir sorun. Kuran'ın doğruluğunu benimsedikleri için bunu okuyup da reddetmemiz lazım onlara göre. Buradan hepinize söylemek istiyorum ben reddettikten sonra pek çok kutsal kitabı hatta kutsallığa erişemeyip de öğreti olarak kalmış olanları da okudum mesela hayatımda hiçbir şey değişmedi. İçiniz rahat etsin.

Doro
Turkey Doro said:

Ayrıca daha üzücü olan bir diğer soru şu ' Dinlere inanmayan biri neden iyilik yapsın? Onu tutan ne? İstediği kadar kötülük yapabilir.' Şimdi öncelikle biz insanları dinden bağımsız olarak değerlendirmeyi pek beceremiyoruz sanırım. Çünkü iyilik ve kötülük dinle ilgili şeyler değiller. Belki cehennemde yanmaktan korktuğu için kötülükten sakınan insanlar vardır. Ama bunun yanında dindar olup da kötülük yapan insanlar da var. Dolayısıyla kötülük veya iyilik ateist ya da dindar olmaktan ziyade insanın kendisiyle ilgili bir konu. Bunu da bi şey ederseniz.

hamza
Germany hamza said:

Selam ataist arkadaslar yazinizi bastan sona okudum gercekten insanlik icin guzel seyler dusunmussunuz fakat birseyi unutmussunuz kalbin ozunu iste o kör oldugu zaman insan bir sey goremez kalpleri muhurlenenler cok kotu bir gunun refakatcilari olurlar orasi ne kotu bir  varis yerdir.Allah cok merhamet sahibidir cok bagislayandir.Allah tuzaklarin en hayirlisini kurandir o mutlak guc sahibidir ve dönüsünüz yanliz onadir.bizden size zarar gelmez sizde bir kez olsun kurani kerimi bastan sona okuyun. biraz uzun gelebilir amaSmile....sefaatcilerinizin bakalim size faydasi olucakmi dusunun bir kere.saygilar

gezilecek yerler
Turkey gezilecek yerler said:

Güzel yazı olmuş.

izzet ekinci
Turkey izzet ekinci said:

Yazı için çok teşekkürler elinize kaleminize sağlık

Add comment




  Country flag
biuquote
  • Comment
  • Preview
Loading