Home � Bilim | Felsefe | Sanat ve Edebiyat

Daniel Dennett - Darwin'in Tehlikeli Fikri

   Günümüzün en önemli düşünürlerinden biri olan Daniel Dennett'ın "Darwin'in Tehlikeli Fikri" isimli kitabı nihayet Türkçe olarak Alfa Yayınları'ndan çıktı. Hatırlarsanız kitabın çevirmenlerinden biri olarak, ara sıra Facebook sayfamız Düşünsel Evrim'de kitaptan ufak paragraflar alıntılayarak takipçilerimize torpil geçmiştim. Artık kitabı bizzat edinerek tamamını okuyabilirsiniz.  

   Dennett bu kitabında doğal seçilim kuramını farklı bilim dallarıyla besleyerek genişletiyor; evrim kuramına bu alanlardan gelen itirazları bir bir cevaplandırıyor. Kısacası bu kitapta biyolojinin yanı sıra kimya, fizik, matematik (öz. algoritmalar), Yapay Zekâ vb. konular yer alıyor. Kitapta Stephen Jay Gould'dan Noam Chomsky'e kadar birçok bilim insanının evrimsel düşünceye bakış açılarını eleştiren, irdeleyen ve onların görüşlerinden türeyen çeşitli argümanlara yanıt veren Dennett'ın da önsözde belirttiği üzere, "bu kitap büyük ölçüde bilimle ilgilidir, ancak kendi başına bir bilim çalışması değildir." Bu bir felsefe kitabıdır. Dennett'ı tanıyor ve seviyor olabilirsiniz, ama bu kitabı okuyunca hayran kalacaksınız; bende öyle oldu en azından. Kendi adıma çevirirken çok şey öğrendiğim bu eseri, tüm bilim ve felsefe tutkunlarına tavsiye ediyorum. 

 

   Kitabın editörü olan ve ona en az bizim kadar emek veren, hattâ baskıda dahi başında duran İTÜ Fizik bölümünden Doç Dr. Kerem Cankoçak'ın kitapla ilgili tanıtım yazısı için tıklayın. Ayrıca ülkemizdeki bilim kitapçılığı açısından en önemli yayınevlerinden biri olan Alfa Yayınlarına destek olmak adına kitabı sadece alıp okumakla kalmayıp, başkalarının da faydalanabilmesi ve yayınevinin güzel bilim yayınlarına devam edebilmesi için paylaşarak tanıtmak gerekiyor. 

 

  Kitabın içeriği hakkında biraz fikir vermek adına birkaç alıntı yapmak istiyorum, ama o kadar çok alıntılanacak yer var ki biraz abartmış olabilirim :) Aşağıda bunlardan birkaçını bulacaksınız:

 

 

"Darwin’in doğal seçilime bağlı evrim kuramı, beni her zaman çok heyecanlandırmıştı; ama seneler içinde onun büyük düşüncesinden duydukları rahatsızlığı gizleyemeyen, kusur arayıp işi azarlama boyutuna vardıran kuşkuculuktan tutun, açıkça düşmanlığını ilan edenlere kadar hayret uyandıran bir düşünür topluluğunu karşımda buldum. Bunlar yalnız sıradan insanlar ve dindar düşünürlerden ibaret olmayıp, Darwin’in yanılgı içinde olduğunu söylemeyi tercih eden laik filozofları, psikologları, fizikçileri ve hatta biyologları kapsıyordu. Bu kitap Darwin’in düşüncesinin nasıl bu kadar güçlü olduğu, yeni bir temel üzerinde ve sevgi dolu bir görünüş içinde şekillenen hayatın bize nasıl umut aşılayabileceği hakkındadır. (Önsöz'den)


 

"Algoritmalar bugün itibariyle yeni olmadıkları gibi, Darwin’in yaşadığı günlerde de yeni değildi. Alışık olduğumuz uzun soluklu bölme işlemleri, çek defterlerimizin girdi çıktılarını denkleştirme işlemleri, kelimeleri alfabetik bir düzen içine getirme işlemleri, üç-taş oyununun karar yöntemleri gibi birçok matematiksel çözüm ve yöntem hep algoritma örnekleridir. Bu konuda yeni olan ve Darwin’in buluşunun değerini ve önemini geç de olsa çok daha iyi anlamamızı sağlayan şey, matematikçilerin ve mantıkçıların genel anlamda algoritmanın gücü ve yapısı hakkındaki kuramsal düşünceleridir. Bu düşünceler, yirminci yüzyılda büyük bir gelişim ivmesi kazanarak bilgisayarların doğuşunu gerçekleştirmiş ve hiç kuşkusuz geri dönüşümlü olarak da, algoritmaların güçlerini daha canlı ve radikal bir şekilde anlamamızı sağlamıştır. (s. 57)


 

"Antropik İlkenin güçlü biçimlerinden herhangi birine inananlar, bundan harika ve bir o kadar da şaşırtıcı çıkarımlar yapılabileceğini düşünür. Örneğin bilinçli gözlemciler olarak burada olduğumuza göre, evrenin bir bütün olarak bizim için var olduğunu veya evrenin tümü var olabilsin diye var olduğumuzu ya da Tanrı’nın, evreni bizim var olmamız mümkün olsun diye kendi istediği biçimde şekillendirdiğini öne sürerler. Böyle yorumlandığında, bu tür önermeler Paley’nin Tasarımdan Çıkarım fikrini yeniden canlandırmaya yönelik girişimler haline gelir. Bunlar fizik yasalarının olası kıldığı belirli yapıları ele almak yerine, evrenin genel fizik yasalarının Tasarımıyla ilgilenir ve Darwinci düşünceye yöneltilen saldırılara çanak tutar.

   Bunlar zor konulardır ve tartışmaların büyük kısmı teknik ayrıntılarla ilgilidir. Fakat çok daha basit bir örnekle bunlara verilen Darwinci yanıtların mantıksal gücünü canlı canlı görebiliriz. İlk olarak size Yaşam Oyununu tanıtmak isterim... (s. 197)

 

 

"Turing bu makaleyi yazdığı zaman Yapay Zekâ programları yoktu; zaten o zamanlar dünyada çalışır durumda olan sadece iki bilgisayar vardı. Fakat birkaç yıl içinde günde yirmi dört saat çalışan makineler iyice yaygınlaşmış, sayıları IBM’de araştırma bilimcisi olarak görev yapan Arthur Samuel’ın insanların boş geçen gecelerini renklendirmek amacıyla bir program yaratmasına yetecek kadar artmıştı. Bu programa rahatlıkla YZ-Âdem diyebiliriz [YZ, Yapay Zekânın kısaltmasıdır]. Samuel’ın programı dama oynuyordu ve gecenin belli saatlerinde kendisine karşı oynaya oynaya işi iyice ilerletti. Bu süreçte, daha önceki versiyonlardan başarısız olanları çöpe atmak ve akılsızca yaratılan yeni mutasyonları denemek suretiyle her seferinde kendisini yeni baştan tasarlıyordu. En sonunda Samuel’dan daha iyi bir dama oyuncusu haline gelerek, "bir bilgisayar sadece yapmak üzere programlandığı işleri yapabilir" şeklindeki çılgınca efsanenin aksini kanıtlayan ilk belirgin örneklerden biri oldu. Bu örneğe bakarak bu çok tanıdık, ama bir o kadar da yanlış düşüncenin, Locke’ın ‘yalnızca Akılların Tasarım yaratabileceği’ne ilişkin sezgisi ile aynı olduğunu görebiliriz. Bu düşünce Darwin’in açıkça yerle bir ettiği ex nihilo nihil fit [hiçlikten hiçlik doğar] savının istismar edilmiş biçimidir. Üstelik Samuel’ın programı kendi yaratıcısını, şaşırtıcı derecede klasik bir Darwinci evrim süreci ile aşmıştır. (s. 248)

 


"İncil’in King James versiyonunu çok severim. Kalbim, bir aslanı hayvanat bahçesinde küçük bir kafesin içinde nevrotik bir şekilde ileri geri yürürken gördüğüm zaman nasıl burkuluyorsa, Erkek veya Dişi olan bir Tanrıdan da aynı şekilde uzak durur. Evet, evet, biliyorum; aslan çok güzel, ama bir o kadar da tehlikeli bir hayvandır. Onu kafesten çıkarıp kendi haline bırakırsanız beni öldürür; güvenlik nedeniyle kafeste tutulması gerekir. Aynı güvenlik nedeniyle, mutlak zorunluluk halinde dinlerin de kafese konması gerekir. Kadınların sünnet edilmesine, koyu Katoliklerin ve Mormonların kadınları ikinci sınıf insan konumunda tutmasına, hele de İslam dininde olduğu gibi değersizleştirmesine izin vermiş olmamız dehşet vericidir. (s. 627)

 


"Çocuklarınıza Tanrı’nın birer aracı olduklarını illa öğretecekseniz, onlara en azından Tanrı’nın “tüfekleri” olduklarını öğretmeyin. Aksi halde bütün gücümüzle size karşı koymak zorunda kalırız; çünkü sizin öğretinizin hiçbir övünülecek yanı, görkemi, özel hakkı ve vazgeçilmez erdemi yoktur. Çocuklarınıza yalanlar öğretme konusunda ısrar edecekseniz (Dünya'nın düz olduğu, insanın doğal seçilim yoluyla evrimin bir ürünü olmadığı gibi); en azından düşünce özgürlüğüne sahip olan bizlerin, sizin bu öğretilerinizin yalanları yaymak olduğunu söylemekten çekinmeyeceğimize ve bu gerçeği çocuklarınızın da anlamasını sağlamak adına önümüze çıkan her fırsatı değerlendireceğimize hiç kuşkunuz olmasın. Bu gezegende yaşayan herkesin gelecekteki esenliği, çocuklarımızın eğitimine bağlıdır. (s. 632)

 

 

Daha fazlası için de en yakındaki kitapçıya uğramanız gerekecek :) Faydalı ve keyifli bir okuma/öğrenme süreci olması dileğiyle. Dennet'ı çok tanımayanlar için de aşağıda çevirdiğim uzun soluklu bir sunumunu bulacaksınız. Sunum hakkında bilgi almak isteyenler şu yazıyı okuyabilir.

 

 


 

 


Add comment




  Country flag
biuquote
  • Comment
  • Preview
Loading