Darvinizm nedir?

   Evrimsel biyolog ve "biyolojik tür" kavramının fikir babası Ernst Mayr, One Long Argument isimli kitabında Darwin’in teorilerini özetler ve bu teorilerin bilim camiası tarafından kabul edilişinin tarihini inceler. Kitabın Önsözü şöyle başlar: 

   “Modern bir evrimci Darwin’in çalışmalarına tekrar tekrar başvurur. Evrime dair düşüncelerimizin kökenleri Darwin’e çıktığı için bu pek de şaşırtıcı değildir. Günümüzdeki anlaşmazlıklar sıklıkla Darwin’in çalışmalarındaki bazı belirsizliklerden veya onun zamanındaki biyoloji bilgisinin yetersizliğinden dolayı kendisinin cevap veremediği bazı sorulardan kaynaklanır. Ancak bir kişinin Darwin’in orijinal çalışmalarına başvurmasının sebepleri yalnızca tarihsel değildir. Darwin olan biteni çoğunlukla destekçilerinden ve karşıtlarından çok daha net bir şekilde anlamıştır; günümüzdekiler de dahil.” 

    Darwin’in Beş Teorisine İdeolojik İtiraz başlıklı 4. bölümde, Darwin’in teorisini veya darvinizmi şöyle özetler Mayr: 

   “Hem bilimsel hem de popüler literatürde, çoğu zaman Darwin’in evrim teorisine sanki bukuram bölünmez bir bütünmüş gibi atıfta bulunulur. Gerçekte, Darwin’in evrim “teori”si bir teoriler demetidir ve eğer muhtelif bileşenleri ayrıştırılmazsa, Darwin’in evrimsel düşüncesini yapıcı bir şekilde tartışmak imkansızdır.

...

   Darvinizm terimi, kim tarafından ve hangi dönemde kullanıldığına göre değişmek üzere birçok farklı anlama sahiptir. Bu terimin anlamının daha iyi anlaşılması, Darwin’in evrimsel düşüncesinin karışık doğasına dikkat çekmek için var olan sebeplerden yalnızca biridir.

...

   Darvinizmin neden yekpare bir teori olamayacağına dair özellikle ikna edici sebeplerden biri, görüleceği gibi, organik evrimin iki tane zorunlu ve bağımsız süreçten oluşuyor olmasıdır: zaman içinde değişim ve ekolojik ve coğrafi uzamda çeşitlilik. Bu iki süreç en azından iki tane, tamamen bağımsız ve farklı teori gerektiriyor.

...

    Darwin’in kavramsal evrim çerçevesini, onun evrimsel düşüncesinin temelini oluşturan birkaç ana teoriye ayırmayı gerekli görüyorum. Ben kolaylık olsun diye, Darwin’in evrimsel paradigmasını beş teoriye böldüm; ama elbette, başkaları daha farklı bir ayrımı tercih edebilir. Seçilmiş olan teoriler hiçbir surette Darwin’in tüm evrimsel teorileri değildir; diğerleri arasında cinsel seçilim, pangenez, kullanılmanın ve kullanılmamanın etkisi ve karakter çeşitliliği gibi örnekler sayılabilir. Ancak yazarlar daha sonra Darwin’e atıfta bulunduklarında, akıllarında hep aşağıdaki 5 teoriden birinin kombinasyonlarını kullandı:

   1. Kendiliğinden Evrim: Bu teori dünyanın ne durağan veya yakın zamanda yaratılmış, ne de daimi bir döngü içinde olduğunu savunur; tam tersine dünyanın boyuna değiştiğini ve organizmaların zaman içinde dönüştüğünü söyler. 

   2. Ortak Köken: Bu teori her organizma grubunun ortak bir atadan türediğini ve hayvanlar, bitkiler ve mikroorganizmalar dahil tüm organizma gruplarının nihai olarak dünyadaki yaşamın tek kökenine bağlı olduğunu söyler. 

   3. Türlerin Çoğalması: Bu teori muazzam boyutlardaki organik çeşitliliğin kökenini açıklar. Türlerin ya yavru türlere bölünerek ya da “tomurcuklanarak”, yani yeni türlere evrilen, coğrafi olarak izole olan kurucu popülasyonların tesisiyle çoğaldıklarını varsayar.  

   4. Aşamalı Değişimcilik: Bu teoriye göre evrimsel değişim, yeni bir tipi temsil eden yeni bireylerin aniden (sıçrama şeklinde) üretimiyle değil, popülasyonların aşamalı evrimiyle gerçekleşir. 

   5. Doğal Seçilim: Bu teoriye göre evrimsel değişim, genetik çeşitliliğin her nesilde bolca üretimiyle meydana gelir. Kalıtsal karakteristiklerin özellikle iyi uyum sağlamış kombinasyonları sayesinde hayatta kalan göreceli olarak az sayıdaki birey bir sonraki nesli oluşturur.” 

 

   Şimdi de Mayr’ın analizinden yapılabilecek bazı çıkarımlara bakalım. Aşamalı Değişimcilik ilk bakışta Gould & Eldredge’ın kesintili denge teorisiyle çelişiyor gibi görünür; ama daha yakından baktığımızda öyle değil. Bu bağlamda, Darwin'in Türlerin Kökeni isimli kitabından iki alıntı yapabiliriz:

   “…her bir türün modifikasyona uğradığı dönemler çok uzun yıllarla ölçülmesine rağmen bu türlerin değişime uğramadan kaldığı dönemler, değişime uğradıkları döneme kıyasla daha uzun olabilir.” (6. ve son baskıdan, 1872) 

   “Çeşitlilik ilk başlarda genellikle bölgeseldir… bu durum çeşitler arasında ilk bakışta bağlantı kurmayı zorlaştırır. Bölgesel çeşitlilikler epeyce değişim gösterip gelişmeden diğer uzak bölgelere yayılmazlar. Yayıldıklarında ise, eğer jeolojik bir formasyonda keşfedilirlerse, sanki bir anda orada yaratılmış gibi görünürler ve basit bir şekilde yeni bir tür olarak sınıflandırılırlar.”    

   Darwin, evrimin yavaş ve sürekli olduğunu değil, yalnızca tek bir nesilde gerçekleşen “sıçramalarla” yol almadığını iddia ediyordu; Mayr buna sıçramalı (saltational) değişim diyor. Yani açık bir şekilde, bazı evrim karşıtlarının çarpıtmalarına rağmen Darwin, evrimin iyimser canavarlar yaratarak işlediğini düşünmüyordu. Darwin’in kendisi de hiçbir zaman tamamen dinozor bir ebeveynin tamamen kuş bir yavru doğurduğunu öne sürmedi. Aksine, değişim, nesiller arasında gerçekleşen bir dizi orta düzeyli, hatta belli belirsiz adımlarla gerçekleşti. Herhangi bir türün bin neslindeki değişimlerin, fosil kayıtlarında birden veya ansızın gerçekleşmiş gibi görüneceğini akılda tutmakta fayda var; çünkü 1000 nesil, Dünya’nın tarihinin son derece küçük bir bölümünü oluşturur.  

   Doğal Seçilim, türlerde –özellikle de uyumlu olmayan karakterlerde- gördüğümüz türden çeşitliliklerin bazılarını açıklamaz; ama zaten Darwin de doğal seçilimin tüm karakterleri değil, yalnızca uyum sağlayabilen karakterleri açıkladığını iddia etmiştir. Darwin’den sonra bazı biyologlar doğal seçilim teorisini çarpıtıp, onu katı adaptasyonculuk doktrinine bağladılar. Bu doktrine göre her organizmanın her özelliği doğal seçilim yoluyla üretilir (bu sebepten bir özelliğin neden adaptasyona uğradığına dair bazı açıklamalar gerekiyordu). Ama Darwin tüm seçilimin doğal (uyarlanabilir) olduğunu söylememişti; yalnızca, doğal seçilimin bazı değişimlerin kaynağı olduğunu ve uyarlanabilir değişimlerin neden meydana geldiğini açıklayabildiğini söylemişti. Modern biyologlar, değişim için farklı mekanizmalar öne sürdüler (tarafsız seçilim, genetik sürüklenme, kurucu etkisi vb.) ve bizzat Darwin de cinsel seçilimin önemli olabileceğini düşünüyordu. Bunların hiçbiri, doğal seçilim fikriyle çatışmıyor; aksine zamanla genetik değişim için ek mekanizma görevi görüp, onu genişletiyorlar.  

   Türlerin Kökeni'nin 6. baskısının son bölümünden bir alıntı: 

   “Son zamanlarda benim vardığım sonuçlar fazlaca saptırıldığı için türlerin modifikasyonunu yalnızca doğal seçilime dayandırdığım ifade ediliyor. Bu çalışmanın ilk baskısında, oldukça belirgin bir yere (giriş’in kapanış kısmına) şu cümleyi yazdığımı hatırlatmama izin verildi: 'Doğal seçilimin, modifikasyon için tek yol olmasa da ana yol olduğuna ikna oldum.' Bunun hiç faydası olmadı. İstikrarlı bir saptırmanın gücü büyüktür; ama neyse ki, bilim tarihi, bu gücün uzun süre dayanmadığını göstermiştir.” 

   Mayr, darvinist teorileri tekrar özetler ve 10. Bölüm olan Evrimsel Biyolojinin Yeni Sınırları'nda, darvinizmin çürütüldüğüne veya geçersiz kılındığına dair iddiaları hedef alır: 

   “Tıpkı Mendel yasalarının yeniden keşfinden sonraki on yılda olduğu gibi, darvinizm öldü iddiası 1970’lerden beri artarak sıklaştı.

...

   Modern evrimsel sentez karşıtları, Darwin’in şu 3 ekolünü sürekli olarak birbirine karıştırıyorlar: 

   1. Neo-darvinizm; 1896’da Romanes tarafından, “var olan karakterlerin kalıtımını yok sayan darvinizm”i belirtmek için uydurulan bir terim. 

   2. Erken dönem popülasyon genetiği; evrimi, doğal seçilim yoluyla gen sıklığının modifikasyonu olarak tanımlayan, fazlasıyla indirgemeci bir ekol. 

   3. Modern evrimsel sentezin bütünselci dalı; hem Darwin’in hem de doğalcıların geleneklerini sürdüren, aynı zamanda genetik bulguları kabul eden bir ekol....

   Darvinizm ‘ya doğru ya yanlış’ şeklinde basit bir teori değil, sürekli değişen ve gelişen oldukça karmaşık bir araştırma programıdır. Bu, modern evrimsel sentezden önce de doğruydu, sentezden sonra da doğruluğunu koruyor. Tablo 2’de, darvinizmin tanınabilir modifikasyonlarındaki dikkate değer aşamalardan çoğu listelenmiştir. Ancak böylesine kesintili görünen dönemleri tanımak, birçok açıdan yapay bir teşebbüs olacaktır.

  

...farklı evrimcilerin düşüncelerindeki farklılıklar sayesinde, bu dönemlerin her biri bir dereceye kadar heterojendir (ayrı kökenlerdendir). Evrimsel sentezi çürütmeyi deneyen birçok eleştirmen bu görüş çeşitliliğini tanımakta başarısız oldu; dolayısıyla darvinist cephenin yalnızca indirgemeci kısmını çürütebilmeyi başardı.”

Kaynakça:

    1. One Long Argument: Charles Darwin and the Genesis of Modern Evolutionary Thought, Ernst Mayr, Harvard University Press, Cambridge Massachusetts 1991. ISBN 0-674-63905-7. QH371.M336 1991. 575 - dc20.

   2. On the Origin of Species by Means of Natural Selection, or the Preservation of Favored Races in the Struggle for Life, Charles Darwin, First Edition 1859. Sixth Edition 1872. 

Yazar:  Joel Hanes
Çeviren: Veda Kubbesi (Ozan Karakaş)
 

Şunlar da ilginizi çekebilir:

Yorum ekle